Ev hali

Bugün 6 haftalık Melbourne yaşantımın son günü. Yarın sabah Sydney’e uçuyorum.

Hangi şehrin daha iyi olduğu çok tartışılıyor. Benim tercihim Melbourne. Tek tesellim ise buradan kimsenin Sydney hakkında kötü yorumda bulunmamış olması.

Ülkenin boyutu düşünülünce fazla uzağa gidiyor sayılmam. İki büyük şehir arasında 50 dolara uçak bileti bulabiliyorsunuz. Ailesi Melbourne’de yaşarken, her Pazartesi Sydney’e çalışmaya gidip Cuma dönenler bile var.

Melbourne Avrupai havası, spor ve kültür aktiviteleri, toplu taşıması (tramvaylar harika), daha uygun ev kiraları ile öne çıkarken Sydney ılıman kışları, plaj ve sörf kültürü, İstanbul boğazını andıran körfezi ve ülkenin dışa dönük yüzü olma avantajlarını yaşıyor.

Burada yaşadığım süre boyunca hemen her gün uzun yürüşlere çıktım. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki 2 km yarıçap içinde en kötü ikinci ev bizimki !

Kieren 9 ay önce eşi Felicity’den ayrılmaya karar verince bir yandan mortgage bir yandan nafaka masraflarını hesap edip bizim viraneye taşınmış. En küçük odada kendisi yaşıyor. Diğer odaları kiraya verip üstüne gelir elde ediyor. Akşamları tüm vaktini sobanın yanına oturup televizyon seyrederek geçiriyor.

8 yaşındaki Mathilda ve 7 yaşındaki Cassius boşanmanın anlamını kavrayamamışlar. Babaları ayrı eve taşınınca çok sevinmişler. Böylece gidecek bir evleri daha olmuş. Hafta sonları bu evde kalıyorlar. Onlar da benim gibi erkenci oldukları için sabahları sohbet ediyoruz. Mathilda mavi gözlü, sarışın, inanılmaz güzel bir çocuk. Büyüyünce Nicole Kidman’dan güzel olacak.

Vitaly sosyopat bir Rus. Odası benimkinin yarısı olmasına rağmen hiç dışarı çıkmıyor. 7 yıl Amerika’da yaşadıktan sonra buraya gelmiş. Kız arkadaşı Ukrayna’da yaşıyor. Ülke karışınca kızı buraya almak için acele nikah yapmışlar. Vize işlemlerinin tamamlanmasını bekliyor.

Annie Vietnam’lı temizlikçimiz. Cumartesi günleri gelip ütüleri yapıyor. Sağa sola paspası dokundurup, elektrik süpürgesi ile odaları geziyor. Bu temizliği Türkiye’de yapsa dayak yer. Aldığı da para değil zaten. Saati 20 dolara çalışıyor.

Ian ustamız. Odama yeni bir klima taktı. Radyatörden kurtuluyorum diye sevinirken klimanın ısıtma özelliğinin olmadığını öğrendim. Bir saatlik iş için bütün gün uğraştı. Verdiği aralarda buzolabımızı karıştıracak kadar evimizin parçası o da.

Vishnu 2 gün önce Hindistan’dan geldi. Elbette ki bilgisayar uzmanı. Sabahları kahvaltı olarak sadece tost ekmeğinin üstüne sürdüğü margarini yiyor. Duşa girince 1 saatten önce çıkmıyor.

Oppossum halen çatı arasında. Geceleri horul horul sesler çıkarıyor. Sanırım Kieren’ın kurduğu tuzağa bakıp gülüyor.

Ve ben. Ben yarın Sydney’e gidiyorum.

Reklamlar
  1. Haziran 4, 2014, 5:55 pm

    Umarım Sydney’de her şey gönlünüzce olur. İş durumunda gelişme oldu mu?

    • Haziran 4, 2014, 6:13 pm

      Evet 🙂 Haftaya Sydney’de işbaşı yapacağım. İş ve yerleşme telaşı sebebiyle bir süre seyrek aralıklarla yazmam gerekecek.

  2. Haziran 6, 2014, 7:09 pm

    Çok sevindim, başarılar dilerim

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: