Başlangıç > Göçmenlik üzerine > Bunları bilelim

Bunları bilelim

Haziran 29, 2014 Yorum bırakın Go to comments

Bugün Miller’s Point’de son günüm. Manzaranın tadını çıkarmak yerine sizlere yazıyorum. Kıymetinizi bilin 🙂

Yeni evimde bir süre internet bağlantım olmayacak. Olsa da yazmaya zamanım kalmayacak. Üst üste Cumartesi mesaileri beni bekliyor. İş-hayat dengesi sağlamak istiyorsanız ülkenizi değil işinizi değiştirmenizi tavsiye ederim.

Artık göçmenliğin inceliklerini öğrendiniz. Sık yazamasam da gözüm arkada kalmayacak.

  • Sydney’de toplu taşıma şaka gibi. Bugün alışveriş sonrası eve dönerken trafiğe takılmamak için AVM’nin önündeki otobüs durağı yerine 1.7 km uzaktaki tren istasyonuna yürüdüm. Tren bir durak ilerledikten sonra herkesin inmesi için anons yapıldı. Raylarda bakım çalışması varmış. Bir tren dolusu kalabalık trenden indik. İstasyonun dışında görevliler sen nereye gidiyorsun ? diye sorup insanları ayrı sıralara soktu. Kısa bir beklemeden sonra otobüsler geldi. Üstünde rail bus yazan otobüsler meğer bu işe yarıyormuş. Otobüs bizi bakım yapılan hattın ilerisindeki merkez tren istasyonuna götürdü. İstasyonda bazı peronlarda güç kesintisi olduğu için göstergeler çalışmıyor. Görevliler megafonla hangi perona hangi tren gelecek anons yapıyor. 25 peron var bu istasyonda ki bu kargaşada doğru peronu bulana aşkolsun. 45 dakikalık yolu 2.5 saatte tamamlayıp eve gelebildim sonunda.
  • Avustralya ve Yeni Zellanda bayraklarındaki Southern Cross takım yıldızları sadece güney yarımküreden görülebiliyor. Kutup yıldızı çok kuzeyde kaldığı için buradan görülmüyor. Bakış yönü sebebiyle gökyüzünde gördüğünüz yıldızlar kuzey yarımküreden farklı.
  • Sifonu çekince su kuzey yarımkürenin tersi yönde dönmüyor. Aslında su hiç dönmüyor, akıp gidiyor.
  • Sabit telefonların alan kodları 1 hane, telefon numaraları 8 hane. Cep telefon numaraları 6 hane ama alan kodları 3 hane.
  • Herkes eve ayakkabı ile giriyor. Kiralık oda ararken dışarıda yağmur yağıyor, ayakkabım çamurlu olabilir ısrarlarıma rağmen ev sahipleri ayakkabılarımı çıkarttırmadılar.
  • Ev kiralamak için başvuru formu dolduruluyor. Aynı Schengen vizesi alır gibi banka hesabınızdan, mülkleriniz ve gelirinize kadar herşey soruluyor. Çalıştığınız işyeri ile bağlantıya geçip maaşınızı bile doğruluyorlar. Üstelik evde kalacak her kişi için ayrı ayrı form doldurmanız gerekiyor. Eşiniz ev hanımı olsa dahi ayrıca form doldurulacak.
  • Bürokrasi konusunda sadece Hindistan bizle yarışır, zaten bürokrasiyi onlara da İngilizler götürmüş diyorlar. Hindistan’da savcılıktan temiz kağıdı almak 3 ay civarı sürüyor.
  • İşyerleri servis ve öğle yemeği sağlamıyor. Çoğu kişi evden getirdiği yemeği şirket mutfağında ısıtıp yerinde yiyor. Saat 12 civarında tüm ofisi yemek kokuları sarmaya başlıyor.
  • Sayısal karasal yayın ile birlikte gelen altyazı servisleri harika. Daha çok işitme engelliler için düşünülmüş ama dilinizi geliştirmek isterseniz İngilizce programları İngilizce altyazı ile seyretmeyi deneyebilirsiniz. Canlı yayınlarda bile altyazı servisi var ! Birisi konuşulan hızda canlı programı yazıya döküyor ve birkaç saniye gecikme ile ekranda metni takip edebiliyorsunuz.
  • Self servis restaurantlarda siparişi verip ödemenizi yaptığınız zaman ayakta beklememeniz için size bir çağrı cihazı veriyorlar. Siparişiniz hazır olduğu zaman cihaz alarm veriyor. Cihazı teslim edip yemeğinizi alıyorsunuz.
  • Kış mevsiminde olmamıza rağmen gündüz sıcaklık 18 derece civarında. Hastalık izni alanları duyunca, eldiven ve atkı giyenleri görünce hayretler içinde kalıyorum. İşyerinde Anatoly adlı bir Rus arkadaş var yaz kış t-shirt giyiyor. İlk geldiğinde böyle olur, sen sıcak havaya alışınca soğuktan şikayet etmeye başlarsın diyorlar.
  • Otobüsten inerken şoföre teşekkür etmek çok yaygın bir davranış. Arka kapıdan inenler bile en öndeki şoföre seslenerek teşekkür ediyor. Bizde uzun yol kaptanlarına teşekkür edilir ama Zincirlikuyu metrobüs durağında İETT şoförüne teşekkür edene toplum deli gözüyle bakabilir.
  • Çay ve kahve ile süt tozu kabul görmediği için işyerlerinde süt dolabı var. Dolabın içi tıka basa süt şişeleri ile dolu. Süresi geçen sütleri kontrol eden ve dolaba süt ekleyen görevli bile var. İşyerleri için günlük süt dağıtımını profesyonel firmalar yapıyor.

Araştırma konusu :
Türkiye’de sütler açıldıktan sonra buzdolabında 2 gün içinde bozulurken Avustralya’da neden 7 gün dayanıyor ?

Devondale

Reklamlar
  1. Haziran 30, 2014, 11:15 pm

    Valla bizim ofisteki pınar sütler açıldıktan sonra pencere kenarında güneş altında bile 2 gün dayanıyor, artık içine ne konuluyorsa. Herhalde açıp dolaba koysalar rahat 1 hafta dayanır.

    Ama pastorize süt 2 günde bozuluyor dolapta bile.

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: