Bibliophobia

Bibliophobia kitap ya da kütüphane korkusuymuş. Tanımı konmamış olsa da çoğumuzun bu problemden muzdarip olduğu aşikar.

Bendeki kütüphane korkusu ilkokulda başladı. Dönem ödevi olarak Emeviler ile Abbasiler döneminin karşılaştırılması gibi bir konu verilmişti. O zamanlar internet olmadığı için tek çare yaşadığımız küçük şehirdeki yegane kütüphaneye gitmekti.

Kütüphanenin de en kalabalık olduğu zamanlar işte bu dönem tatilleri oluyordu. Şehrin tüm okullarındaki öğrencilerin ufacık bir binaya girmek için sıra beklediğini düşünün. Tam bir çileydi kütüphaneye gitmek.

Ücretsiz yardım dağıtılan izdihamları hayal edin. Kütüphanenin önü aynen öyle. Birkaç kapıdan geçerek içeri giriliyor. Her birinde görevliler bekliyor. Belki de lise öğrencileri idi bu görevliler tam hatırlamıyorum ama kapıyı zorlayan öğrencileri itip kakarak, biraz da tartaklayarak sıraya sokmaya çalıştıklarını hatırlıyorum. Maç girişindeki polisler gibi, keyifleri kaçarsa her an onlardan dayak yeme ihtimaliniz var.

Annemle beraber gittik kütüphaneye. Kütüpaneciyi uzaktan tanıyormuş. Amca şişe gözlüklü kulağı ağır işiten bir beyefendiydi. Belli ki dönem tatili bitse de rutinime dönsem sıkıntısı içindeydi o da. Emeklilik yaşı da çoktan gelmiş ya bu tür masa başı işleri genelde tanıdık vasıtasıyla bulunur, kolay bırakılmazdı.

Bizim oğlanın böyle böyle bir ödevi var, yardımcı olabilir misiniz ? dedi annem kütüphaneciye. Kütüphaneci de “Bizde var o kitaplar” diye onayladı. Hesapta boşa da beklemeyeceğiz kitaplar ellerinde yoksa. Annem beni sıranın sonuna bırakıp işine gitti.

Uzunca bir sıradan sonra ilk odaya ulaşabildim. Burada alfabetik kataloglar bulunuyor. Anahtar kelimelerden arayıp en fazla 3 kitap seçebiliyorsun. Sonrasında bir görevli bunları sana teslim ediyor. Çalışma salonu gibi ayrı bir odada kitaplardan defterine notlarını alıp kitapları iade ediyorsun.

Benim seçtiğim kitaplar gelince baktım içlerinde ne Emevi var, ne Abbasi. Ben çalışma salonundayım, kütüphaneci başka odada, indeksler başka yerde, her birinin başında görevliler kalabalığı itip kakmakla meşgul.

Kütüphanecinin odası ile aramızda sadece bir cam var. Camı tıklatınca adam beni tanıyıp cam kenarına kadar geldi. Bu kitaplarda aradığım konular yok, yanlış mı kitap aldım acaba diye sormaya çalışıyorum ama ne adam beni anlıyor ne ben onu duyabiliyorum. Gerçi arada cam olmasa da amca ile anlaşabilecek miyiz o da ayrı konu. Amca bir şeyler söyledi gitti yerine oturdu tekrardan.

Çalışma odasındaki bir kız “Kardeeeş, Allah kolaylık versin. O adama laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan zordur” demişti. Bazı sözler nasıl yer ediyor insanın hafızasında. Bu söz zaten son nokta oldu. Sinirden kitapların başına oturup ağladığımı hatırlıyorum.

Bilmiyorum siz en son ne zaman gittiniz ama ben o gün bu gündür neredeyse kütüphaneye gitmedim desem yeridir.

Melbourne’de şehir kütüphanesi çok merkezi. Şehre indiğimde, yağmuru görünce sığındığım ilk yer orası olurdu. Kitap okumasan bile ücretsiz internet ve gazeteler var. Vaktin de varsa yağmurun dinmesini beklemek için en ideal yer.

Sydney’e taşındıktan sonra ev telaşı yine kütüphaneyi unuttum bir süre. Ama şu sıralar mahalle kütüphanemiz en sık kullandığımız kaynaklardan birisi oldu.

Bizden çok çocuklar kütüphanenin tadını çıkarıyor. Çocuklar için harika eğitici kitapların ve oyuncakların olduğu ayrı bir köşe var. Eve kitap ve oyuncak aldığımızda hem çocukların kısa sürede hevesi geçiyor hem de ev oyuncak çöplüğüne dönüyor. Ancak kütüphaneden ödünç alınca 1 ay kullanıp yenisi ile değiştirebiliyoruz. Çocuğun ilgisi canlı kaldığı gibi, daha fazla kitap okuma imkanı oluyor.

Kütüphane içeriği kitap ve oyuncak ile sınırlı değil. Çeşit çeşit film DVD’leri, müzik CD’leri, wi-fi bağlantısı, kendi bilgisayarınızı getirmediyseniz 10 bilgisayardan oluşan bir internet cafe, günlük gazete ve dergiler de bulunuyor. Geniş masa ve koltuklar, klimalı ortam ile mahalle kütüphanemiz evden bile rahat bir ortam sunuyor. Her mahallenin belediye tarafından kurulan benzer kütüphaneleri var.

Üstelik tüm hizmetler ücretsiz. Tek yapmanız gereken size çıkarılan kütüphane kartı ile aldıklarınızın barkodlarını bilgisayara okutmanız. Ödünç aldıklarınızı geri getirdiğinizde de aynı şeyi yapıyorsunuz. Hizmetler self servis şeklinde yürüyor.

Haftada bir, bazen iki haftada bir mutlaka uğruyoruz artık. Ne büyük eksikmiş hayatımızda kütüphane.

Sizin de okumanız, okutmanız dileğiyle …

Çocuk oyuncakları içeren bir raf

Çocuk oyuncakları içeren bir raf

Kütüphaneden genel görüntü

Kütüphaneden genel görüntü

Çocuk kitapları bölümü

Çocuk kitapları bölümü

Reklamlar
  1. Kerim
    Şubat 7, 2015, 4:48 am

    Teşekkürler , her gün yeni bir yazı var mı acaba diye heyecanla baktığım bir sayfa oldu.

    Yeni yazıyı ailecek bekliyoruz 🙂

  2. gözde sun
    Şubat 28, 2015, 8:48 pm

    Aloooo, ses, ses.. Nerdesiniz? Sesiniz soluğunuz kesildi.. 😦

  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: